
Üç yıl önce TechCrunch Disrupt’ta Reed Jobs ile oturmuş, yeni kurduğu biyoteknoloji girişimi Yosemite’i tanıtmıştık. O zamandan beri şirket, pandemi sonrası çöküş yaşayan sektörde büyük bir dönüşüm geçirdi. Bugün Yosemite, 17 kişilik bir ekiple çalışıyor ve blokbaster ilaçların patentlerinin süresi dolmak üzere olduğu bir dönemde, bu boşlukları dolduracak yeni tedaviler geliştirmeyi hedefliyor.
Jobs, son zamanlarda biyoteknoloji ve yapay zekanın nasıl iç içe geçtiğini vurguluyor. “Yosemite’in bu kadar hızlı bir şekilde ilerleyeceğini hiç tahmin etmemiştim” diyerek, AI’nın sadece bir merak unsuru olmaktan çıkıp, ilaç keşfi ve klinik denemelerde kritik bir araç haline geldiğini belirtiyor. Şirket, makine öğrenimi algoritmaları sayesinde hastalık mekanizmalarını daha hızlı analiz edebiliyor ve potansiyel aday molekülleri önceden tahmin edebiliyor.
Reed Jobs, adının taşıdığı mirasın getirdiği beklentileri de sık sık dile getiriyor. Ancak odak noktasının, Steve Jobs’un mirasını sürdürmekten ziyade kanseri tedavi edebilecek çözümler üretmek olduğunu açıkça ifade ediyor. “Soyadım üzerine konuşmak yerine, kanseri iyileştirmek hakkında konuşmayı tercih ederim” diyen Jobs, bu tutkusunu şirketin stratejik yönlendirmesine yansıtıyor.
Yosemite’in büyüme hızı, yatırımcıların da dikkatini çekti. Girişim, hem büyük farmasötik firmaların patent kaybı riskini hem de AI destekli araştırma platformlarının sunduğu ölçeklenebilir avantajları birleştirerek, biyoteknoloji ekosisteminde yeni bir oyuncu olarak öne çıkıyor. Reed Jobs, gelecekte daha fazla klinik deneme başlatmayı ve AI’nın yardımıyla tedavi süreçlerini kısaltmayı hedefliyor. Bu vizyon, şirketi sadece bir yatırım fonu olmaktan çıkarıp, kanserle mücadelede somut bir değişim yaratma misyonuna yönlendiriyor.
Kaynak: TechCrunch
Reed Jobs, Soyadından Çok Kanseri İyileştirmeyi Konuşmak İstiyor
Yorum Yaz